Image Hosted by ImageShack.us
CANLAR FEDA SANA YA RASULALLAH S.A.V - Blogcu




CANLAR FEDA SANA YA RASULALLAH S.A.V

6/11/2009 - Deki ''Eğer ALLAHI seviyorsanız ona uyunki,ALLAH'da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin.

Kategori: makale

Peygamber efendimiz (sav) Kur'an'ı açıkladığı ilk yıllarda müşrikler tarafından tahammül edilemeyecek hakaretlere maruz bırakılıyordu.Hor görülüyor,Taifde olduğu zamanlar taşa tutuluyordu.
Etrafında pervane olan genç sahabeler Hz Muhammed 'e (sav ) değil bir taşın dokunmasına, yakıcı bir güneş ışığına ,veya sıcak bir rüzgarın değmesine tahammül edemiyorlardı.
Bunlardan biride o zamanlar 22 yaşında olan Hz.Zeyd (ra ) idi.O zatı efendimiz ( sav ) efendimizi muhafaza eden melaike ordusunu bile kıskanıyordu.Onun etrafında oluşturulan koruyucu etten duvarın en önünde yer alıyordu.
Hz Zeyd (ra) bu konuda o kadar çırpınıyorduki adeta efendimiz (sav ) aldığı soluğu bile seçmek, ve onu okşamak arzusundaydı.
Bu yüce sahabe güneşin ortalığı adeta kavurduğu bir günde Gazve ye hazırlanan Peygamberimizin alnında parıldayan ter damlacıklarını gördüğü her bir damla Hz Zeyd (ra) in kalbine bir hançer gibi saplanmıştı.dayanamadı başını yukarı öfkeyle kaldırarak ,ve hiç kımıldamayarak ona bakmaya başladı.
Peygamber efendimiz ( sav ) bir şeyler olduğunu hissetmişti. Hemen Zeyd'e döndü ve kolunu tutarak
-''Zeyd ne yapıyorsun,güneşi söndüreceksin.''
Zeyd (ra ) bakışlarını yere çevirdi.ve Allahın izniyle güneş ona muhatab oldu.Güneş :
-ya Zeyd diyordu ben Allahın elçisi ( sav ) incitmek istermiyim hiç, sadece ona yakın olmayı arzu etmiş idim.
İman ve sevgi Mekke sokaklarından bütün alemlere yansıdı ve onu sevenlerin gönlüne ulaştı.
Hz.Zeyd'den bütün gençlere mesajdı bu ''ONU BENİM GİBİ SEVMELİSİNİZ ''
diyordu. ALLAH ondan razı olsun.
Deki ''Eğer ALLAHI seviyorsanız ona uyunki,ALLAH'da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Şüphesiz ALLAH bağışlayıcı ve merhamet sahibi olandır. ( A li İmran .ayet 31 )
                       
Yorum (1) :: Bağlantı

6/11/2009 - En yakınlarının dilinden Peygamberimiz’in (s.a.v.) son günleri nasıl geçmiştir?

Kategori: islam

Hz. Âişe, Efendimizin Hastalığını Anlatıyor

Hz. Âişe Vâlidemiz, Efendimizin hastalığı esnasındaki bir hatırasını şöyle anlatır:
"Resûlullah (a.s.m.) eve geldiği sırada başımda bir ağrı belirmişti. Ağrının şiddetinden 'Vay başım, vay başım' diye söylendim. Resûlullah bunu duyunca, 'Ne ehemmiyeti var? Neden üzülüyorsun? Eğer benden evvel dünyadan göçüp gidersen seni teçhiz ve tekfin eder namazını da kılarım' diye konuştu. Ben de, 'Benim ölümümü mü istiyorsunuz?' dedim."
Hz. Âişe, Peygamberimiz (s.a.v.)in latife yaptığını birden anlayamayıp böyle konuşmuştu. Resûl-i Ekrem latifesinin sonunu şu ciddi sözlerle bağladı:
"Ey Âişe Senin başının ağrısı geçer gider. Asıl baş ağrısı benim başımın ağrısıdır. Artık ondan kurtulmak çok zor."1

Peygamberimiz (s.a.v.) ve Sıddık-ı Ekber

Her yerde her zaman Allah ve Resûlüne sadakâtın zirvesinde bulunan Sıddık-ı Ekber, Resûl-i Ekremin huzuruna çıkarak kendisine hizmet etmekten şeref duyacağını şöylece dile getirdi:
"Yâ Resûlallah, müsâade buyurursanız, hastalığınızda size hizmet etmek isterim!"
Resûl-i Ekrem, Sıddık-ı Ekberin arzusuna müsâade etmedi, ama cevabı gönlünü fethedici idi.
"Ey Ebû Bekir! Bu niyetinle bile yapacağın hizmetin sevap ve mükâfatına şimdiden nâil oldun. Ancak ben, hastalığım esnasında hizmetlerimi kızımla, zevcelerimden başkasına gördürecek olursam, onları üzmüş olurum!"

En Ağır Hastalık, En Fazla Iztırap

Hastalığın şiddeti, ateşin yüksekliği sebebiyle Peygamber Efendimiz yatağında bile rahat edemiyordu. Bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyordu.
Başucunda bulunanlar, bu durum sebebiyle, "Yâ Resûlallah! Eğer bizden birisi bu derece ıztırap çektiğini izhar etseydi, muhakkak bizi tekdir ederdin" dediler.
Resûl-i Ekrem cevabıyla durumunu şöylece izah etti:
"Benim hastalığım bildiğiniz gibi değil, oldukça zordur. Allah Taâlâ, salih ve mü'min kullarını belânın, hastalığın ve musibetin en şiddetlilerine mübtelâ eder. Fakat o belâ, o musîbet ve o hastalık vasıtasıyla o mü'min salih kulunun derecesini yükseltir, günahlarını yok eder."
Ve Hz. Âişe Vâlidemiz şöyle der:
"Hakikaten Resûlullahın hastalığından daha zor, daha şiddetli bir hastalık görmedik."
İbni Mes'ud Anlatıyor
Abdullah ibni Mes'ud (r.a.) ise Peygamberimiz (s.a.v.)in hastalığının şiddetini şöyle dile getirir:
"Nebînin (a.s.m.) hastalığında vücudu hummanın hararetinden şiddetli sarsıldığı sırada huzuruna varmıştım.
"Yâ Resûlallah! Humma hararetinden çok ıztırap çekiyorsunuz!
"Yâ Resûlallah! Bu hummanın iki kat ıztırabı var, elbette sizin için iki kat ecri ve mükâfatı vardır, dedim.
"Resûlullah, 'Evet' diyerek beni tasdik etti. Sonra da şöyle buyurdu: 'Hastalığa tutulan hiç bir Müslüman yoktur ki; Allah Taâlâ onun hata ve günahlarını, ağacın yapraklarını döktüğü gibi dökmesin."2

Ümmü Bişr anlatıyor

Hastalığı sırasında Resûl-i Ekremin ziyaretine giden Bişr bin Bera'nın annesi Ümmü Bişr de gördüklerini şöyle anlatır:
"Resûlullahı ziyarete gitmiştim. Vücudundaki şiddetli harareti görünce sormadan edemedim:
'Yâ Resûlallah! Ben böyle sıtma hiç görmedim.'
"Resûlullah (a.s.m.) bana cevaben şöyle buyurdu: 'Bizim hastalığımız herkesten daha şiddetli ve daha ziyâde olur. Fakat bunun mukabilinde kazandığımız sevap ve mükâfat da o nisbette fazla olur!'"3
Resûl-İ Ekrem Yazı Yazdırmak İçin Kâğıt Kalem İstiyor
Rebiülevvel ayının sekizi, Perşembe günü.
Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalığının en şiddetli anları. Etrafında Hz. Ömer gibi bazı zâtlar bulunuyordu. Bu sırada, "Bana kâğıt kalem getiriniz, size bir yazı yazayım. Tâ ki bundan sonra hiçbir zaman yolunuzu şaşırmayasınız" buyurdu.4
Hz. Ömer, "Resûlullaha (a.s.m.) hastalığı baskın gelmiştir. Yanınızda Kur'an var. Allah'ın Kitabı bize yeter" dedi.
Kâğıt kalem getirip getirmemekte tereddüt ettiler.
Bazıları Hz. Ömer'in sözlerini doğruladı. Kimisi de kâğıt kalemin getirilmesini istiyordu. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, onların anlaşmazlığa düştüklerini fark edince, "Yanımdan kalkınız, yanımda münakaşa, gürültü etmeyiniz. Beni kendi halime bırakınız"5 buyurdu.
Böylece Resûl-i Kibriyâ Efendimizin yazdırmasını arzu ettiği şey, yazılmamış oluyordu.

Hastalığının Hafiflediği Gün

Resûl-i Kibriyâ Efendimizin hastalığı gün gün, saat saat şiddetini artırıyordu. Bir ara soğuk su getirilmesini emretti. Getirilen suyu mübârek vücudlarına döktürdü.
Bundan sonra biraz hafifleyip rahatlık hissetti. Bunun farkına varır varmaz Hz. Ali ve Hz. Fazl bin Abbas'a dayanarak Hâne-i Saadetinden Mescid-i Şerife gitti. Minbere çıkıp oturdu. Ashab-ı Kirama şu hitabede bulundu:

"Ey insanlar! Duydum ki, vefât edeceğimi düşünüp telâş ediyormuşsunuz. Hangi Peygamber ümmeti içinde ebedî kaldı ki, ben de kalayım? Bilesiniz ki, ben yakında Rabbime kavuşacağım. Ona siz de kavuşacaksınız.
"Ey Ensar! İlk Muhacirlere iyilik etmenizi tavsiye ederim.
"Ey Muhacirler! Size de Ensara iyilikte bulunmanızı tavsiye ederim. Onlar size yardımda bulundular. Sizi memleketlerine getirdiler. Sizi evlerinde ağırladılar, barındırdılar. Geçimde sıkıntı içinde oldukları halde sizi kendilerine tercih ettiler. Her kim onların üzerine hâkim durumuna geçerse onlara iyilikte bulunsun.
"Ey İnsanlar!
"Her şey Cenab-ı Hakkın ezelî idaresi dairesinde cereyan eder. Allah-ı Teâlânın kaza ve kaderine galebe etmek sevdasına kapılmayınız, çünkü mağlûp olursunuz. Cenab-ı Hakka hile yapmaya kalkışmayınız, zira zarar ve ziyana siz uğrarsınız.
"Ben size, şefkatli ve merhametliyim. Sizler yine bana kavuşacaksınız. Buluşacağımız yer, Kevser Havuzu kenarıdır. Her kim Kevser Havuzu kenarında buluşmak isterse elini ve dilini lüzumsuz şeylerden sakınsın.
"Ey İnsanlar!
"Bilmelisiniz ki, günah işlemek, nimet ve kısmetlerin değişmesine sebep olur. İnsanların ekserisi salih olursa, onların âmirleri, idarecileri de adl ve insafla muamele ederler. Halk, isyan ve günaha meylederse onların idarecileri, hâkimleri de zulm ve adaletsiz iş görmeye yönelirler."6

Bu hitabesinden sonra tekrar Hz. Âişe Vâlidemizin evine gitti ve yatağına yattı.

1. Sîre, 4:292; Tabakât, 226; Taberî, 3:191.
2. Tabakât, 2:207-208.
3. A.g.e., 8:314.
4. Tabakât, 2:243; Buharî, 3:91; Müslim, 3:1259.
5. Tabakât, 2:242; Buharî, 3:91; Müslim, 3:1258.
6. Sîre, 4:300; Tabakât, 2:251-252; Müsned, 3:272; İnsanü'l-Uyûn, 3:464.

Salih Suruç

Yorum (0) :: Bağlantı

30/10/2009 - Muhammedi'yim

Kategori: siir

Muhammedi'yim

Birileri başkalarını peygamber edinsin!
Varsın onları kabirlerinde rahat bilsin!
Benim peygamberim ya resulullah sensin!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Gülmez gözlerim sana gönül verdim vereli!
Yanar ciğerlerim kederliyim kederli!
Ne olacak diye ahirette insanlığın hali!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Yaralıdır yüreğim binbir yerinden!
Davam gelir Âdem ile Habil’den!
Kerbela’dan Zeynep ile Hüseyin’den!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Sana uymayan hayali gönlümden silerim!
Sana ulaşamayan yolları neylerim!
Vallahi seni çok ama çok severim!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Şaşalı, saltanatlı devletim sensin!
Şanlı, asil milletim, sancağım sensin!
Tek rehberim önderim sensin!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Ne mutlu seni seven asil yüreklere!
Peşine takılıp ta sonsuz saadeti isteyenlere!
Ne mutlu Yüce Allah’a gönül verenlere!
Muhammedi’yim ben Muhammedi!

Enes Muhammed

Yorum (0) :: Bağlantı

22/10/2009 - Sahabe hanımlarından birisidir,Sümeyra.

Kategori: makale
Image Hosted by ImageShack.us
Sahabe hanımlarından birisidir, Sümeyra. Uhud'da Efendimiz'in öldüğü haberi yayılır. O ne babasını ne de çocuklarını arar. Aradığı tek kişi Allah Resulü'dür.

Uhud, fedakarlığın, sadakatin ve samimiyetin adıdır. Orada insanın içini dağlayan zincirleme hadiseler cereyan eder. Nebiler Nebisi'nin başı yarılır, dişi kırılır,mübarek vücuduna giydiği zırh parçalanır ve halkaları vücuduna saplanır. Onu çıkarayım derken dişleri kırılanlar olur.

Uhud'un en çetin anlarında Resul-ü Ekrem'in vefat ettiği haberi yayılır. Aslında bu haber Müslümanların moralini bozmak için yayılmıştır. Ama hiç de öyle olmamıştır. Efendiler Efendisi vefat ettikten sonra hiçbir sahabi yaşamak istemez. Onun için hepsi ölümü göze alırlar ve "Burada ölelim. O'nun olmadığı dünyayı ne yapalım." diyerek mücadelelerine devam ederler.Bu haber yıldırım süratiyle Medine ufuklarında da dalgalanmaya başlar.


Bütün kadınlar ve çocuklar duyarlar ve etrafa hüzün bulutları yayılır. Bu kadınlar içinde Sümeyra isminde bir hanım vardır. Hz. Sümeyra o gün babasını, kardeşlerini ve eşini de Uhud'a göndermiş ve onlara şu tenbihte bulunmuştur:


-Bakın! Nebiler Nebisi'ne birşey olur ve siz geriye dönerseniz,yüzünüze bakmam. Nitekim O bizim hayatımızın hayatıdır.O dinin tebliğcisidir.O olmadıktan sonra ben güneşsiz cihanı neyleyeyim...

Hz. Sümeyra Uhud'a doğru yol alır

Allah Resulü'nün ölüm haberini alan Sümeyra, atına biner ve süratle Uhud'a doğru yol alır. Uhud'a vardığında oradakilerden birisi, "Sümeyra! Çocukların işte burada şehit oldu." der.Ama o, hiç duymaz bu sesi. Dudaklarından dökülen söz şudur:


-Resulullah nerede? Bana O'ndan haber verin!


Az daha ilerlediğinde bu sefer de babasının naaşını gösterirler. O yine, "Resulullah nerede?" der. Nihayet birisi çıkıp da, "Merak etme, endişelenme Sümeyra! Resulullah hayattadır." dediği an, dünyalar Hz. Sümeyra'nın (r.anha) olur. Allah Resulü'nü gözleriyle görmek ister.


Efendimiz'in yanına kadar gider ve İki Cihan Güneşi'ni gördükten sonra dudaklarından tarihin duyup dinleyeceği, insanlığın kulağına küpe yapacağı şu sözler dökülür:


-Külli musibetin ba'de zalike celel Ya Resulullah! -Bundan sonra bütün musibetler bana pire ısırması gibi hafif gelir Ya Resulullah! Gök şak şak olup yarılsa ve başıma dökülse, yer parçalanıp beni yutsa, evladım ve babam ölse gam yemem, değil mi ki Sen hayattasın...

İşte Ashab-ı Kiram, Peygamber Efendimiz'i bu ölçüde seviyordu. Günümüzün Sümeyra'ları bu muhabbet ve aşkla mamur evlatlar yetiştirdikten sonra yeni yeni ufuklar açılacak, inşAllah makus kaderimiz değişecek, ağlayan gözlerin ağlamaları dinecek ve mahzun gönüllere sürur gelecektir...

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ''

Hz.MUHAMMED
(S.A.V.)

Yorum (0) :: Bağlantı

14/10/2009 - ÖZLEDİM SENİ YA RASUL

Kategori: siir

ÖZLEDİM SENİ YA RASUL


Can gözümde bir can oldu
Sensiz sanki kalbim dondu
Kalbim senin aşkın ile coştu
Özledim seni ya Rasul

Bu canda kalmadı huzur
Aşkın bizde etmezse zuhur
Kalb yandı tutuştu oldu buhur
Özledim seni ya Rasul

Yürü yürü bitmiyor yollar
Senden başka yalan tüm aşklar
Aşık olan seni anlar
Özledim seni ya Rasul

Dinmeyen derdimin
dermanısın
Kanayan yaramın ilacısın
Sen gönlümün baş tacısın
Özledim seni ya Rasul

Aşkından aşıklar ağlamış
Yüreklerine taşlar bağlamış
Seni bilmeyen ne
anlamış
Özledim seni ya Rasul

Dünya denilen fani gelir geçer
Seni seven ebedi olanı seçer
Seni bilmeyen bilmemki neyler
Özledim Seni ya Rasul

Ölüm bir gün gelir alır beni
Koyarlar kabir evini bedenimi
O küçük evimde özlemle seni
Bekleyeceğim efendim özledim seni

anonim
Yorum (1) :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Kul hakkindan kul kula sarildiginda, Her kuldan zerre hakkin alindiginda, Ibadet taat zikirler soruldugunda, Sefaat et,ümmetine Ya Rasulullah. Image Hosted by ImageShack.us

Kategoriler

  • dua
  • islam
  • makale
  • siir
  • yazilarım
  • Image Hosted by ImageShack.us

    Arkadaşlarım

    nurumuhammed
    islamcihad
    lutfullah
    suskun1ibitter
    hayatyolcusu
    sevgialemi
    HazanMevsimleri
    siirseviyorum
    anguzelblogg
    sadeceresim
    ichliebedir
    emrahesss
    geleceginyok
    solmaz1
    sonbahardayim
    sevgisizyasayamam
    HicretEhli
    salihamel1
    gonuldendamlalar
    gaflettenkurtulus
    gulayozturksultan
    Image Hosted by ImageShack.us





























    CINAR RADYO BURSA
    www.audici.de.tl
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us
    Image Hosted by ImageShack.us